| |||||||||||
| |||||||||||
|
| |||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLARSATILIK DOMAINLERMedyaa.com Medyaa.net Yakinmarkaj.com Yakinmarkaj.net Zap-ping.com Sporveskor.com Sporveskor.net Netmisin.com
Netmisin.net Sanattan.com Sanattan.net Bakoyna.com Turkisi.com ilktecrube.com Bestsportman.com Bestsportman.net |
YÖRESEL İLETİŞİM DİLLERİNİN BÜYÜLEYİCİ VURGULARI
03 Mayıs 2010, 19:57 İlk insanların sözcük veya beden diliyle birbirlerine anlattıkları utancı, zaferi, gururu, sevinci, sevgiyi, pişmanlığı anlatan iletilerden bu yana iletişim, insanoğlunun yapageldiği en görkemli sanat olmuştur. Sözcükleri düşünüp seçerek, elleri, kolları ve bacaklarıyla kendine özgü bir anlatım oluşturarak, renklerin göz kamaştıran uyumuyla anlam ve hayranlığı bir arada toplayarak, değişik objeleri estetiğin ilkeleriyle buluşturarak, motifleri birbirine ulayıp kontrast zeminlere yerleştirerek kurgulanan sanat, bir yandan insan olmanın gereklerini sağlarken, bir yandan da yetkin üretimlerin binlerce yıl ötesine kalan bırakıtın hammaddelerini oluşturmuştur. Bireylerin kullandığı iletişim dillerinin yanı sıra, yörelerin de nev-i şahsına münhasır, yöresel unsurlarla bezenmiş iletişim dilleri bulunmakta, bir yörenin adı anıldığında söz konusu yöresel diller de akla gelen ilk izlenimler arasında yer almaktadır. Doğu Anadolu’da “daha fazla çay içmiyorum” anlamına gelen, çay bardağının tabağa devrilmesi; Çukurova’da “evinize geldik yoktunuz” anlamına gelen, kapının önüne birtakım objeler bırakılması; Karadeniz Bölgesi’nde “gelmenizden hoşnut olduk” anlamına gelen, konuğun çantasına hediye konması; Bursa yöresinde “adağım var” anlamına gelen, halvet hamamı geleneği yöresel iletişim dilleri arasında yer alan özgün anlatımlardır. Binlerce yıl boyunca onlarca farklı kültürün üst üste yığılarak bugünlere geldiği Anadolu’da iletişim eylemi, yaşamın her alanında bir başka biçimde düzenlenip geleneğe dönüşürken, yöresel unsurlar geleneklerin oluşmasında başlıca etken olmuştur. Yaklaşık 2500 yıldır içinde barındırdığı farklı unsurlarla insana yakışır uygarlığın en görkemlilerinden birini üreten Antakya yöresi, Roma mozaiklerinden esinlenerek tinsel teserralarla ördüğü kültürün içinde çok sayıda ileti üretmiştir. Arap, Türk, Kürt, Alevi, Hıristiyan, Sünni, Musevi yurttaşların hepsini “Gadir Bayramı”nda bir arada toplayarak bir arada olmanın tek koşulunun “insan olmak” olduğu iletisini veren Antakya, kentin her yanına resmettiği Roma mozaikleriyle, kökleriyle bağlarını vurgulamakta, kentin geleneksel çarşılarında emek harcayan zanaatkarların üretimleriyle gelenek temeli üzerinde durduğunu anlatmaktadır. Antakya’nın tertemiz, nezih sokakları, sokaklarda dolaşan güleryüzlü, özür dilemeyi bilen insanlar, soru sorulan ev sahiplerinin yardımsever yaklaşımları kentin uygar yüzünü göstermektedir. Antakya’nın, yüzlerce akarsuyun beslediği çağlayan misali çok sayıda farklı kültürden beslenen görkemli mutfağı, tarihin ve uygarlığın imbiğinden geçmiş lezzetin üzerine kurulduğu temeli yansıtmaktadır. Antakya’da faaliyet gösteren 1 yerel televizyon kanalı, 12 radyo kanalı, 13 yerel gazete ve 10 yerel dergi, kentteki iletişim etkinliklerine çağdaş bir katkı vermekte, ancak teknolojiye dayalı iletişim araçlarından da yöresel diller yansımaktadır. İnsanların yüreklerinde sıcak ve sevimli izlenimler oluşturan geleneksel mimarisinden, tarihin görkemini belleklere nakşeden bezemelerine, damaklarda bıraktığı on yıllarca kaybolmayan lezzetlere kadar Antakya, Roma burjuvasının yaşadığı Harbiye’den Akdeniz’i selamlayan Saint Simon manastırının bulunduğu tepelere kadar her hücresinde uygarlığın ve iletişimin izlerini taşıyan bir kent olarak gizemin içinde parlayan bir kraliyet tacı gibi durmaktadır.
Antakya konukseverliği için Dr. Nevzat Mazmanoğlu ve Sena Aşkaroğlu’na teşekkürler. Bu haber 504 defa okunmuştur.
|
|
|||||||||
|
Bu site hiç bir gruba bağlı olmayıp, ticari ve siyasi bir amaç taşımamaktadır.
|
|||||||||||